Serdar Kaçar Logo Animasyon

Reflü Cerrahisi

Reflü Cerrahisi

Reflü’ nün kelime anlamı  geri akım  ya da geri kaçmaktır ve latin kökenli bir sözcüktür. Mide içeriğinin yutma borusunun içine doğru kaçması, “reflü hastalığı” olarak bilinen bir dizi şikayete yol açabilir. Reflü hastalığı, büyük oranlarda kesin tanısı konabilen, cerrahi yöntem ile kesin ve kalıcı tedavisi mümkün olan dolayısıyla da korkulmaması gereken bir hastalıktır. İlaç tedavisinin tedaviye yanıt vermediği ve hasta şikayetinin devam ettiği durumlarda Reflü cerrahisi tedavide tercih edilebilmektedir. 

 

Reflü cerrahisi öncesi reflü hastalığını tanıyalım

Reflü’nün kelime anlamı geri akım ya da geri kaçaktır. Normalde sindirim sistemimizdeki içeriğin hareketi ağızdan, yutma borusuna; yutma borusundan mideye ve mideden de onikiparmak barsağına doğrudur. Bu yönün tersine doğru bir içerik kaçmaması gerekir. Mide içeriğinin yukarı, yutma borusunun içine doğru kaçmasına reflü denir. Mide içeriği yoğun asittir, yemek borusunun iç yüzeyi ise mide içeriğine karşı savunmasızdır. Dolayısıyla kaçak süresi ve miktarı ile doğru orantılı olarak ciddi sıkıntılara ve reflü hastalığı olarak bilinen bir dizi şikayete yol açabilir. 

Reflü hastalığı en sık rastlanılan sindirim sistemi hastalığıdır. Her beş kişiden biri reflü belirtileri nedeni ile doktora başvurarak çözüm aramaktadır. Ufacık bebeklerden tutun da, her yaş gurubunda ve cinste görülebilen bir durumdur reflü. En sık 30 – 40 yaş grubunda ortaya çıkar. Şişmanlık en önemli risk faktörüdür. Gebelik gibi karın içi basıncını arttıran nedenler de risk faktörü olarak sayılabilir.
Yeni doğanlardaki reflü sıklıkla bebeğin gelişimi ile birlikte, tedavi gerektirmeksizin ve genellikle 2-3 yaşına kadar kendiliğinden geçer.
Hamilelikte, hem hormonal nedenlerden ve hem de karın içi basıncında artma sonucu reflüyü tetikleyen bir süreçtir ve yine doğumu takiben çoğu hamilelik reflüsü tamamen düzelmektedir .

Cerrahi Tedavi

Reflü hastalığının mekanik kökenini ortadan kaldıran tek tedavi yöntemi cerrahi tedavidir. Gerçek anlamda kalıcı tedavi sadece cerrahi yöntemle sağlanabilmektedir. Ameliyatın amacı yemek borusunun mide ile birleştiği yerde yeni bir kapak mekanizması oluşturmaktır. Böylece mide içeriğinin yemek borusuna kaçması engellenir. Bu amacı sağlamak için midenin geniş kısmı yemek borusunun etrafına sarılır ve çözülmemesi için tutturulur. Eğer kişide mide fıtığı da varsa bu fıtık deliği de tamir edilir. Ameliyat laparoskopik yöntemle yapılır. Hemen ameliyat sonrasından itibaren hastanın tüm şikayetleri geçer. Ertesi gün taburcu edilir. 3-4 gün sonra da işine geri dönebilir.

Tüm reflü hastaları ameliyat edilmeli midir?

Bu sorunun cevabı kuşkusuz hayırdır.

Reflü hastalığının birincil tedavisi hastaya bazı önlemler ve diyet sunmak ve bunların yetersiz olduğu olgularda ise ilaç tedavisi ile yardımcı olmaktır. Belli sosyal yaşam kurallarına uymak, özel bir diyet yapmak ve artan dozda ilaçlara rağmen artık tam rahatlayamayan ya da bunları ömür boyu uygulamak istemeyen bir hasta ile karşı karşıya isek; ve hastanın çeşitli nedenlerle ameliyat olmasına engel bir durum yoksa; işte bu durumda anti-reflü cerrahisi bir seçenek olarak hastaya mutlaka önerilmelidir. Laparoskopik anti-reflü girişim kararı aslında hasta ve doktorun birlikte vermeleri gereken bir karardır.

Kimlere reflü ameliyatı önerilir?

• İlaç , diyet ve önlemlere karşın şikayetlerin kontrol altına alınamaması
• Beklenen yaşam süresi uzun, genel sağlık durumu çok iyi ve reflüsü kanıtlanmış bir hastanın ömür boyu ilaç ve önlem almayı ve diyet yapmayı istememesi
• Erken evre Barrett durumunda reflü hastalığında cerrahi tedavi gereklidir.

İlacımı aldığım zaman hiçbir şikayetim olmuyor, kesince bir iki gün içinde hemen acı sular geliyor diyen genç bir hasta anti-reflü cerrahiden en fazla yarar görecek kişidir.

Hasta seçimi nasıl olmalıdır ?

Şikayetlerin nedeninin reflu olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış ve genel sağlık durumu iyi olan 7’den 70’e tüm hastalar aslında cerrahi tedavi adayıdırlar. Öte yandan, 70’li yaşlarında kalp ve akciğer problemleri olan bir reflü hastasında durum ne denli ciddi ve eskiye dayanır olursa olsun ameliyattan tabi ki kaçınmamız gerekir. Bunun tam tersine 30, 40 ve hatta 50’li yaşlardaki, uzun süreli reflü hastasında, eğer ilaçlardan tam yarar da sağlanamıyorsa ameliyat kararı vermekte gecikilmemelidir. Yani hastalar genç oldukları oranda daha fazla ameliyat adayıdırlar. Bunun nedeni genç yaş gruplarında ameliyat riskinin son derece düşük olup, beklenen yaşam süresinin ise tam tersine çok uzun oluşudur. Dolayısı ile genç yaşlarından itibaren ömür boyu ilaç almanın ve çeşitli sosyal hayatı kısıtlayıcı önlemler uygulamanın yerine, soruna en radikal çözüm olan cerrahi tedavinin uygulanması daha uygun olacaktır.

Erken ve zamanında yapılan bir anti-reflü ameliyatı ileri dönük olarak da; Barrett, darlık ve hatta yutma borusu alt ucu kanseri riskini bile ciddi oranda azaltabilecektir. Aynı yararlanım laringofaringeal reflüsü bulunan hastalar için de doğrudur ve bunlarda da uygun anti-reflü cerrahi girişim ile birçok gırtlak hastalığı önceden engellenebilecektir.

Sizler reflü cerrahisi hakkında randevu almak istiyorsanız

Reflü cerrahisi ile ilgili ayrıntılı bilgiye sahip olmak ve randevu almak için 0-232-484-00-88 numaralı telefondan Prof. Dr.Serdar Kaçar İzmir Klinik'i ile irtibat kurabilirsiniz.